Su, bir ayna gibi geçmişin izlerini saklar; ama her an, yeni bir hikâyeye açılır. Balık, ağlarla dans ederken yalnızca kaçmaya çalışmaz; kendi varlığını suya işler, bir iz bırakır.
Her düğüm bir umut, her boşluk bir hayal kırıklığıdır. Ağı çeken eller, yalnızca bir av değil, aynı zamanda bir hikâye arar. Balığın izi, suyun kalbine kazınır; bir anın sonsuzluğu gibi.
İnsan, ağlarını suya atarken kendi izini de bırakır. Ağlar ve dalgalar, bir karşılaşmanın hafızasıdır: Balığın izi, insanın sorusu.
Soru ise hep aynı; özgürlük mü, av mı?